Nisan 28, 2009

de-mek-tir...

Artık beğendiğiniz filmler mutlu sonla bitmiyorsa -ki kime, neye göre mutlu olduğu tartışılır!- bütün film boyunca birleşeceğini düşündüğünüz başrol çift sonunda ayrılıyor ve bu sizi diğer alternatiften daha mutlu ediyorsa; siz fark etmeden, içinizde hiçbir yere gitmeyeceğine inandığınız bir şeyler eriyor demektir.

Son zamanlarda dinlemekten zevk aldığınız şarkılar gitmekten, vazgeçmekten, “hoşça kal” lardan ibaretse ve bunları özellikle seçmemiş de sözlerine dikkat etmediğiniz halde dinliyorsanız kalbiniz gitmeye ikna olmuş demektir.

Daha önce onun için yaptığınız şeyleri hayatınızın doğal akışıymış gibi kabul ettirmişken kendinize, şimdi onları nasıl yaptığınıza hayret ediyorsanız o da sizden gidiyor demektir.

Yüzünü hatırlamak için fotoğraflara; sesini, hareketlerini hatırlamak için kayıtlara ihtiyaç duyuyorsanız hafızanız süzgeci çalıştırmaya başlamış demektir.

İçinde yaşadığınız, gerçekten ayırt edemediğiniz ya da etmeye korktuğunuz, size huzur verdiğini düşündüğünüz hayaller komik ve şaşırtıcı geliyorsa uykulardan uyanıyorsunuz demektir.

Zevk aldığınızı düşündüğünüz hiçbir şey eski tadında değilse ve kendinizi hep ıssız bir yerlere atma ihtiyacındaysanız aşk tükeniyor demektir.

Bir bakış, bir gülüş, bir yakınlık fark edebiliyorsanız çevrenizden gelen, gözünüzü açmaya başlamışsınız demektir.

Bakmaya, gülümsemeye, el uzatmaya istekli olduğunuz birini hissedebiliyorsanız da yine başınız belada demektir.

0 yorum: