yazmıyorum çünkü yazarsam içimdeki boşluğu sıkıp sıkıştırıp çıkarmaya çalışacağım ve sadece kendimi yoracağım. o boşluğu ne atabileceğim ne de doldurabilecek...
bıraktım kendimi yine boşluğa, boşlukta kayboluşa. suya hava karıştı yine. hava da değil, boşluk işte. adı yok, anlamı yok... bırak yüzmeyi, akıntıya karşı duramıyorum bile artık. bacaklarıma kramp, ciğerlerime su girdi. işin kötüsü boğulmuyorum.
yazmıyorum sevgili blog, çünkü sen "hayatımda derinlik kazanmış herşeye dalış"ımsın. oysa ben sığlardayım yine. ne derinleri görebiliyorum, ne de dalabiliyorum kaybolmak istediğimde. kaybolduğum tek yer boşluk.
sorgulamaya başlıyorum yine başa dönüyorum, en başa. neredeyim, neden yaptım, ne faydası var, amacım ne.... çalkalanıp duruyor tuzlu suyum; köpükleniyor, bulanıyor ama ne bir kulaç öteye ne de bir adım derine götürüyor.
yazmıyorum dedim ama yazdım yine di mi? harflere daldım, en azından onlar kelimelere, kelimeler cümlelere dönüşüyor diye. ama bazen en sevdiğin sözler yanlış bir yerde kullanıldı diye cezalandırılıp yasak kelimelere dönüşebiliyor, acıtıyor canını.
yine "gitme" ler geliyor bana:) "gidelim buralardan" söylüyor kalbim, "dayanamıyorum" muş çünkü.
0 yorum:
Yorum Gönder